201512.282

Velayet Davaları

Medeni Kanunumuza göre eşler evlilik süresince müşterek çocukların velayet hakkı ana ve babadadır. Velayet hakkı bu anlamda evlilik devam ettiği sürece ortak kullanılır.

Taraflar boşanma davası açılması ile ayrı yaşamaya hak kazanmalarından itibaren başlayan süreçle ilgili olmak üzere Denizli velayet davası avukatı olarak bize en sık sorulan soru “çocuğumu karşı taraftan alabilir miyim?” olmaktadır. Bu soruya verilecek olan cevapların her somut olayın bir takım özelliklerine göre farklı olacağını ifade etmekte yarar vardır. Ancak Aile Mahkemelerinde görülen velayet davalarında hakimin öncelikle fiili duruma baktığını belirtmek gerekmektedir.

Yargıtay boşanma davası esnasında müşterek çocuk veya çocukların hali hazırdaki psikososyal durumlarının, eğitim ve sosyal çevrelerindeki mevcut şartların değerlendirilerek çocukların yeni bir çevreye adaptasyonu esnasında zorluk yaşama ihtimallerinin göz önünde bulundurularak mümkün mertebe çocuğun gelişimine engel olacak veya kardeşleri birbirinden ayıracak düzenlemeden kaçınılması yönünde içtihatlar oluşturmuştur.

Görüldüğü üzere gerek yerel mahkemeler gerekse Yargıtay somut olaya geniş bir çerçeveden bakmakta her olayı kendi içerisinde kendi şartlarına göre değerlendirmektedir.

Burada boşanmadan sonra ve boşanmadan önce boşanma davası sırasında velayet konularını ikiye ayırmak gerekmektedir.

1.Boşanma Davası Sırasında Velayet

Taraflar ayrı yaşamaya başladıktan sonra genel olarak çocuklar taraflardan birinin yanında kalmakta diğer eş evden ayrılmaktadır.
Boşanma esnasında çocukların velayeti mahkemeden talep edilince taraflardan birine tedbiren devam ettirmek üzere verilmektedir. Diğer taraf eş ise kişisel ilişki yönünde verilen mahkeme kararı ile müşterek çocuk veya çocuklarla görüşmektedir.

Burada bazı kıstaslar elbette vardır. Bunların başında müşterek çocukların yaşı gelmektedir. Zira henüz çok küçük bebek denilen çağdaki çocukların gerek psikoloji bilimi açısından gerekse hukuki bakış açısı ile bakıldığında anne şefkatine muhtaç çağda oldukları bir gerçektir. Haliyle bu çağdaki çocukların boşanma davası esnasındaki tedbiren velayet durumları şayet annenin çocuğun bakım ve eğitimini olumsuz etkileyecek bir durumu yoksa annede kalma ihtimali yükselmektedir.

Bir diğer kıstas ise müşterek çocuk veya çocukların isteğidir. Yukarıda anlattığımız durumdan farklı olarak kendisini ifade edebilecek yaş ve olgunluğa gelen çocukların (8,9 yaşlar arası) aile mahkemesi hakimi karşısındaki istekleri çok önem arz etmektedir. Burada yeri gelmişken ülkemizin de taraf olduğu Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesine taraf olduğunu ve bu sözleşmede çocukların yanında yaşamak istediği ebeveyni seçme haklarının tanındığını belirtmekte yarar vardır.

Boşanma davası sırasında Denizli avukat Adem SÜPÇİN ve Ali Esen olarak çocukların velayetinin tedbiren taraflardan birine verilmesine etki eden başka bir hususun da sosyal hizmet veya sosyal inceleme raporu olduğunu söylemek isteriz. Hakim, çocuk psikoloğu uzman bir bilirkişinin velayet talep eden anne veya babadan hangisinde kalmasının daha uygun olacağına yönelik bir uzman raporu ihdas ettirir. Ancak hakim bu kararla bağlı değildir. Zira kanunlarımıza göre uzman raporu da dahil olmak üzere bilirkişi raporları takdiri delil niteliğinde olup hakimin uymak zorunda olduğu bir husus değildir.

Boşanma Kararında Velayet

Velayet davalarında aile mahkemesi hakimlerinin “resen araştırma ilkesi” gereğince geniş bir takdir hakkı bulunduğunu belirtmek gerekmektedir.

Velayet davası avukatı olarak deneyimlerimizden yola çıkarak ancak kesinlik belirtmemekle beraber dava esnasında ortaya çıkan gerek çocuğun hali hazırdaki fiili durumu, gerekse uzman görüşü ve çocukların yaş durumlarının velayet kararına doğrudan etki ettiğini söyleyebiliriz. Çocukların cinsiyetlerinin verilecek olan karara doğrudan etki etmesi veya cinsiyetin velayet için bir kıstas oluşturmadığını söylemekte de yarar vardır.

Ancak bütün konularda kesin bir kanıya varmak avukatlık mesleği kurallarıyla bağdaşmamaktadır. Öte yandan yukarıda izah ettiğimiz üzere Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi uyarınca belli bir yaştaki çocukların isteğinin çok büyük önem arz ettiğini belirtmek istiyoruz.

2.Boşanmadan Sonra Açılan Velayet Davaları

Bu konuda da velayetin değiştirilmesi veya kaldırılması davaları uygulamada sık karşılaşılan davalardır. Her davada araştırılacak olan hususlar aynı olmakla her somut olayın da birbirinden farklılık arz edeceği ortadadır.

Velayet davalarında tarafların sosyal durum araştırmaları, hakim tarafından aldırılacak olan sosyal hizmet uzman görüşü, çocukların istekleri, halihazırdaki çocukların fiili durumu yani eğitim ve yaşantı durumları gibi hususlar araştırma konusu yapılacak, varsa tanıklar dinlenecek ve buna göre bir karar verilecektir.

Velayet Davası Ne Kadar Sürer

Velayet davası avukatı olarak karşılaştığımız sık sorulardan biri de budur. Ancak bu sürecin delillerin toplanması ve mahkemelerin yoğunluğu ile ilgili olduğunu bu konuda net bir cevap verilmesinin uygun düşmediğini belirtmek istiyoruz.

Velayet Davası Nerede Açılır

Velayet davaları hakkında HMK’daki genel yetki kuralları geçerlidir. HMK’da genel yetkili mahkeme davalının ikametgâhıdır. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2013/637 Esas ve 2013/20451 Karar sayılı ilamında yeni HMK’nın “velayetin değiştirilmesi” davalarını çekişmesiz yargı içerisine alan hükmü nedeniyle davacının ikametgahının da yetkili mahkeme olduğu söylenebilir.

Süpçin- Esen Hukuk Bürosu velayet davası avukatı olarak gerek boşanma davası içinde gerekse boşanma davasından sonra açılan veya açılacak olan davalarda iş sahibi müvekkillerine hukuki yardım sağlamaktadır.
Denizli Avukat
SÜPÇİN – ESEN HUKUK BÜROSU
Av. Adem SÜPÇİN & Av. Ali ESEN

Bir Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. İşaretli alanlar gereklidir. *